İYİ Parti İzmir’den meydan okuma: Tarihin doğru tarafında duruyoruz

İYİ Parti İzmir’den meydan okuma: Tarihin doğru tarafında duruyoruz

© 2025 İlkses Gazetesi

İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlenen basın açıklamasında, ‘Terörsüz Türkiye’ süreci ve TBMM’de kabul edilen yasal düzenlemeye sert tepki gösterildi

İYİ Parti İzmir İl Başkanlığı, TBMM’de kabul edilen ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Dayanışmanın Güçlendirilmesine Dair Kanun’a ilişkin basın açıklaması düzenledi. İl Başkanı Ülkü Doğan, İzmir Milletvekili Hüsnü Kırkpınar, Genel İdare Kurulu Üyesi Av. Ali Topçu ve Genel Başkan Yardımcısı Cenk Özatıcı’nın katıldığı açıklamada, yasanın kabul sürecine ilişkin sert eleştiriler yöneltildi. Doğan, Meclis’te yaşananların ‘büyük bir üzüntü, hayret ve dehşet’ içerisinde izlendiğini belirterek, İYİ Parti’nin 29 milletvekiliyle yasaya karşı mücadele ettiğini söyledi. Doğan, “Hiç boşuna sevinmesinler. Milletimize bu süreçte kimin nerede durduğunu, ne söylediğini tek tek anlatacağız. Çünkü biz tarihin doğru tarafında duruyoruz” ifadelerini kullandı.

Başkan Doğan, sözlerine şöyle başladı: “Sevr’in yıl dönümünde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaşananları hem komisyonda hem de Genel Kurul’da büyük bir üzüntü, hayret ve dehşet içinde izledik. Milletimizin ve devletimizin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir yasa, küçücük salonlarda milletimizin gözünden saklanarak görüşüldü. Ardından, Meclis’in yayın yapmadığı pazartesi günü, alelacele Genel Kurul’a kabul ettirilmek istendi. İnsan merak ediyor: İYİ Parti olmasaydı ne olurdu? İYİ Parti canlı yayın yapmasaydı Meclis’te yaşananları milletimiz nasıl öğrenecekti? Açık yüreklilikle şunu belirtmek isterim: İYİ Partili olmaktan her zaman gurur duyduk. Ancak 10 Ağustos akşamında hiç duymadığım kadar çok gururlandım. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan 29 milletvekilimizin tamamı, hiçbir siyasi hesap yapmadan, ‘Birazımız şuraya, birazımız hayır oyu versin’ gibi küçük oy hesaplarının içerisine girmeden, tarihin kendilerine yüklediği sorumluluğun gereğini yerine getirdi. Her bir milletvekilimiz önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşı olmanın gereğini yerine getirdi, ardından milletin kendilerine vermiş olduğu vekâletin sorumluluğunu taşıdı. Peki ya diğerleri? Teğmenlerimiz, gencecik teğmenlerimiz ‘Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ dedikleri için ordudan ihraç edilirken; bu ülkenin askerini, polisini, korucusunu, bebeğini ve öğretmenini katledenlere af niteliğindeki bir düzenlemeye ‘evet’ denirken hiç mi vicdanları sızlamadı? Ama bu yasa geçti diye sevinenler varsa hiç boşuna sevinmesinler. Meclis’te 29 milletvekilimiz, sahada ise teşkilatlarımızla birlikte biz bu mücadeleyi sürdürüyoruz. Milletimize bu süreçte kimin nerede durduğunu, ne söylediğini tek tek anlatacağız. Çünkü biz tarihin doğru tarafında duruyoruz. Emeklinin, çiftçinin, işçinin ve gencin sorunlarını anlatmaya teşkilat olarak devam edeceğiz. ‘Terörsüz Türkiye’ ambalajıyla anlatılmaya çalışılan bu masalın gerçeklerini vatandaşlarımıza sahada anlatmayı sürdüreceğiz. Ve iyi bilin ki İzmir’de, Türkiye’nin dört bir yanında sizi sandıkta bekliyoruz. Çünkü milletimiz bütün bu olan biteni açıkça görüyor. Siz istediğiniz kadar Meclis’te çoğunlukla bu yasayı geçirdiğinizi zannedin. Milletimizin vicdanı bu yasayı kabul etmiyor.”

Basın açıklamasında söz alan Topçu ise, “Terörsüz Türkiye adıyla bir süreç başladı. 10 Ağustos tarihinde de ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Dayanışmanın Güçlendirilmesine Dair Kanun’ sürecin bir bölümünü tamamlıyor. Bu yasa, özünde binlerce Mehmetçiği şehit eden, bu vatanın ve milletin bölünmesini isteyen terör örgütüne af niteliğinde bir düzenlemedir. Bu süreçle ilgili olarak terör örgütünün elebaşı, ‘Cumhuriyet’in kurulması kadar önemli bir süreçteyiz’ diyor. Sürecin ilk adımları atıldı. Şu anda atılan bu ilk adımı; Atatürk’ün kurmuş olduğu üniter, milli ve hukuk devleti anlayışını, demokratik devleti yıkmanın ve tasfiye sürecinin başlangıcı olarak değerlendiriyoruz. Yapılmak istenenin; çok uluslu, çok kimlikli ve ilerleyen zaman içerisinde federal bir yapıya dönüşecek, daha sonra da Türkiye, Irak, İran ve Suriye’yi kapsayan bağımsız bir yapı oluşturulmasının ilk adımı olduğunu değerlendiriyoruz… AK Parti şunun farkına vardı: Tabanını genişletemiyor. Tabanı büyümüyor ve politikaları sonuç vermiyor. Ancak iktidarı da kaybetmek istemiyorlar. O zaman ne yapmak lazım? MHP yetmiyor, Büyük Birlik Partisi yetmiyor, Yeniden Refah yetmiyor. O zaman muhalefetten bir parça koparmak lazım. Kimi koparmak lazım? DEM Parti’yi koparmak lazım… Ama il başkanımızın ifade ettiği gibi biz tarihin doğru yerindeyiz ve doğru bir partideyiz. Ben de il başkanımız gibi, özellikle 10 Ağustos günü İYİ Partili olmaktan çok mutlu oldum. Kim ne yaparsa yapsın, bu iktidar için son başlamıştır. Kim ne yaparsa yapsın, İYİ Parti iktidara geliyor arkadaşlar. Bundan lütfen emin olunuz” mesajını verdi.

Milletvekili Kırkpınar da konuşmasına şöyle başladı: “Bugün emeklinin, çiftçinin, atanamayan öğretmenin, mazlum gazilerimizin ve şehit yakınlarımızın hiçbir yarasına merhem olmayacak işlerle uğraşıyoruz. İki yıldır, yani tam 725 gündür bu konuyla uğraşıyoruz. Peki, kimin haberi oldu? Başta İYİ Parti Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu olmak üzere, her grup toplantısında bu konuyu gündeme getirdik. Kim neyi satıyor, neyi kaçırıyor, ne yapılıyor? Evet, biz bu yasaya karşıyız. Ancak bu yasanın içeriğini bilmek zorundayız. Bizi bu konuda bilgilendirmek zorundasınız. Ana muhalefet partisinden diğer muhalefet partilerine, söz konusu terör örgütünün Meclis’teki temsilcilerine kadar hiç kimse bu süreçte kamuoyunu yeterince bilgilendirmedi. Bir kez daha ifade ediyorum: Bu kanunun Meclis kapanmadan geçirilmesini isteyen Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, küçük salonlarda 18 saati aşkın süren komisyon toplantılarının ardından önümüze getirilen düzenlemede, PKK’dan hüküm giymiş 4 bin 43 kişinin altı ay içerisinde salıverileceği ifade edildi. Başka ne yaptılar? Biz hep dedik ki Sayın Genel Başkanımız her fırsatta söyledi… Parti olarak yolumuz aydınlık, yolumuz açık. Arkamızda Allah, önümüzde musalla taşı var. Bu yolculuğu tamamlayacağız ve inşallah iktidara geleceğiz. Sözlerimi burada sonlandırırken, bizi takip etmeye devam etmenizi rica ediyorum.”

Son sözü alan Özatıcı ise, “Atatürk Cumhuriyet’i kurarken eşit vatandaşlığı inşa etti. Etnik kimliği, mezhebi, inancı, siyasi görüşü ne olursa olsun; eğer sen Cumhuriyet devletinin bir vatandaşıysan özgürlük sahibisin, hak sahibisin. Ama siz şimdi Atatürk’ün inşa ettiği eşit vatandaşlık anlayışını bir kenara koyacaksınız. Etnik bölücülerin ‘eşit vatandaşlık’ talebi üzerinden, etnik kimliklere dayalı bir vatandaşlık tanımı yapacaksınız. Siz, AK Parti-MHP koalisyonunun Öcalan üzerinden DEM Parti’yi yanına ekleme, Anayasa’yı değiştirme ve Türkiye’yi tek adam rejimine sürükleme projesine destek vereceksiniz. Sizin milletvekiliniz çıkacak, PKK’lılara siyaset yapma hakkını savunacak. Ondan sonra da ‘Biz Atatürk’ün partisiyiz’ diye ortalarda gezeceksiniz. Yok öyle bir şey! Artık Atatürk üzerinden etnik bölücülüğe siyaset alanı açma devri bitmiştir. Millet uyanmıştır. Bunların olayı bu. Milleti iki yumruk arasına sıkıştırıyorlar. Yeni Parti temsilcisi televizyonda ne diyor? ‘Bak, sandıkta görüşürüz’… Görüşelim ya, sandıkta ne olacaksa görüşelim. Ama bunu niye söylüyorlar, biliyor musunuz? Çünkü şöyle düşünüyorlar: Bir taraf diyor ki ‘Bana oy vermezsen CHP iktidara gelir’, diğer taraf diyor ki ‘Bana oy vermezsen Erdoğan bir daha seçilir’… İşte böyle milleti iki yumruk arasına alıyorlar. Milleti dinleyen yok. İkisi de birbirinden güç kazanıyor. Her şey zıddıyla kaimdir ya, bunlar da birbirinden güç devşiriyorlar. Ama biz Türk milletine şunu söyleyeceğiz: Büyük Türk milleti, çaresiz değilsin. Seçeneksiz değilsin. Bunlara mecbur ve muhtaç da değilsin. Çünkü biz varız. ‘Biz varız’ diyeceğiz ve biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneteceğiz. Buna inanın. Muhalefetiyle el birliğiyle bu kanunu geçirdiniz. İhanetin zaman aşımı yoktur. Korkunun da ecele faydası yoktur. Biz bunu, Sayın Genel Başkanımız Müsavat Dervişoğlu’nun da ifade ettiği gibi, aslında bin 300 yıl önce Orhun Yazıtları’na taşlara kazıdığımız gibi hafızamıza kazımışız. ‘Çoklar diye çekinmedik, azız diye üzülmedik. Hasımlarımız çevremizi sarmıştı ama biz de ateş gibiydik’ demişiz. Sayın Genel Başkanımızın ifade ettiği gibi, gerekirse bir başımıza, gerekirse yalnız, gerekirse tüm siyasi güç ve kuvvetlere karşı; ama sonuna kadar Cumhuriyet’in ve Türk milletinin menfaatleri için mücadele edeceğiz. Ve inanıyorum ki bir yolculuğun başındayız. Biz muvaffak olacağız. Biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bir gün mutlaka yöneteceğiz. Ve yönettiğimiz zaman da Abdullah Öcalan’a statü arayanlardan, ona ‘kurucu önder’ diyenlerden ve bu ihanet yasasına ‘evet’ oyu verenlerden bunun hesabını soracağız. Allah Türk milletini korusun ve yüceltsin” açıklamasına dikkat çekti.

Kaynak: SULTAN GÜMÜŞ KAYA

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Yorum gönder