Derslik yetmedi, ana sınıfı kapatıldı: Çözüm veliye bırakıldı
© 2025 İlkses Gazetesi
Alsancak’ta iki okulun deprem gerekçesiyle Gazi Ortaokulu’na taşınmasıyla aynı binada üç okul eğitim vermeye başladı. Dersliklerin yetersiz kalması nedeniyle ana sınıfı açılamazken, yaklaşık iki haftadır anaokuluna gidemeyen çocukların velileri çözüm bekliyor
İzmir’in Alsancak ve çevresinde anaokulu krizi büyüyor. Salih İşgören İlkokulu ile Melih Özakat İlkokulu’nun depreme dayanıksız oldukları gerekçesiyle Gazi Ortaokulu’na taşınmasıyla üç okul aynı binada eğitim vermeye başladı. Artan öğrenci yoğunluğu nedeniyle derslikler yetersiz kalınca Gazi Ortaokulu’ndaki ana sınıfı da hizmete açılamadı. Yaklaşık iki haftadır çocuklarını anaokuluna gönderemeyen veliler, bölgede ücretsiz yararlanabilecekleri başka bir anaokulu bulunmadığını belirterek yetkililerden acil çözüm talep ediyor.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Aslı Tamtürk ise yaşananların yalnızca bir okulun kapasite sorunu olmadığını belirterek, kırılgan bölgelerde eğitime erişimin giderek zorlaştığına dikkat çekti ve okul planlamasının öğrenci kapasitesiyle birlikte yapılması gerektiğini vurguladı.

Yaklaşık 2 haftadır çocuğunun anaokulundan mahrum olduğunu belirten bir veli, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle anlattı: “Salih İşgören İlkokulu 3 yıldır inşaat halinde duruyor. Büyük çocuğum orada okuyordu. Okul yıkılınca Melih Özakat İlkokulu’na taşındık. Orada sabahçı ve öğlenci olarak aynı binayı kullandık… Fakat okulların açılmasına 3 hafta kala orası için de depreme dayanıksız olduğu gerekçesi ile yıkım kararı çıktı. İki okul, Gazi Ortaokulu’na taşındı. Aynı çatı altında 3 okul beraber eğitim görüyor! İkinci büyük sorun ise tam da burada başlıyor; derslikler yetersiz olduğu için Gazi Ortaokulu’nun anasınıfını hizmete kapattılar. Zaten bir sene önce anasınıfı orada kapatılmış. İki okulun taşınmasıyla birlikte açılma ihtimali tamamen yok oldu. Küçük kızım ve onun gibi anasınıfına gitmek isteyen daha nice çocuk yaklaşık 2 haftadır bu eğitim hakkından mahrum! Şu anda Alsancak ve çevresinde ücretsiz olarak yararlanılabilecek bir anaokulu bulunmuyor. İlçe Millî Eğitim Müdürlüklerine durumu ilettiğimizde ise ‘Kendi başınızın çaresine bakın’ denildi. Anaokulu zorunlu eğitim kapsamında olmadığı için böyle bir yaklaşım sergilendi. Başka bir yerde sınıf açılması durumunda ulaşım da bizim için ayrı bir sorun olacak. Çocuklar küçük olduğu için oraya yürüyerek gitmeleri mümkün değil. Mutlaka bir araçla götürmemiz gerekecek. Ancak Alsancak’tan söz konusu bölgeye doğrudan toplu ulaşım imkanı da bulunmuyor. Ücretli servislere ve özel anaokullarına mahkum ediliyoruz! Çocuklarımızın eğitim hakkından mahrum kalmasını istemiyoruz. Yetkililerden bir an önce çözüm bekliyoruz.”
Anaokulu meselesinin Türkiye’de ciddi bir sorun olduğunu vurgulayan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Aslı Tamtürk ise “Biz yıllar önce AÇEV’le birlikte ‘7 Çok Geç’ kampanyasında yer almış, okul öncesi eğitimin önemine dikkat çekmek için ortak çalışmalar yürütmüştük. O dönemde her iki kurumun genel başkanları öncülüğünde okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması için önemli bir çaba gösterildi. Sonraki yıllarda okulların bünyesinde 5-6 yaş grubu için ana sınıfları açılmaya başlandı. Ana sınıfının, çocuğun devam edeceği ilkokulun bünyesinde bulunmasını son derece önemli buluyorum. Bunu kendi çocuklarım üzerinden de gözlemleme fırsatım oldu. Çocuklarımdan birini kreşin ana sınıfına, diğerini ise devam edeceği ilkokulun ana sınıfına gönderdim. İlkokulun ana sınıfına devam eden çocuğum, birinci sınıfa başladığında okul ortamına çok daha aşinaydı. Okulun bahçesini, teneffüs düzenini, öğretmenlerini ve öğrenci ortamını tanıyordu. Okulun bir parçası olmayı öğrenmiş, sorumluluklarının farkına varmaya başlamıştı. Bu deneyim bana, ana sınıfının yalnızca ilkokula akademik hazırlık olmadığını; çocuğun sosyal, fiziksel ve duygusal gelişimi açısından da ne kadar önemli bir eğitim kademesi olduğunu gösterdi. Bugün bu iki okulumuzda yaşanan sorun, aslında yıllardır çözüm bekleyen kronik bir meselenin yansımasıdır. Biz yıllardır Eğitim-Sen, Eğitim-İş ve veli dernekleriyle birlikte her çocuk için eşit, laik, bilimsel, nitelikli ve kamusal eğitim mücadelesi veriyoruz. Çünkü özellikle sosyoekonomik açıdan kırılgan mahallelerde eğitime erişim giderek zorlaşıyor. Kent merkezlerinde olduğu kadar kırılgan bölgelerde de çocukların eğitime erişimi konusunda aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekiyor. Ancak bugün bir metropolün merkezinde, velilerin çocuklarını ücretsiz olarak gönderebileceği, üstelik devam edecekleri ilkokulun ortamına alışarak eğitim hayatına hazırlanabilecekleri bir ana sınıfına erişememesi kabul edilebilir bir durum değil. Okul öncesi eğitim bir ayrıcalık değil, her çocuğun hakkıdır. Bu hakkın çocukların yaşadıkları mahalleye ya da ailelerinin ekonomik koşullarına bağlı olmaksızın güvence altına alınması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.
Kahramanlar’da bulunan Mustafa Öğütveren Ortaokulu’nda ana sınıfı olduğunu ancak kontenjan sınırı yaşandığını aktaran Başkan Tamtürk, “Üstelik bölgede farklı bir kentsel dönüşüm ve doku değişimi yaşanıyor. İleride yapılaşma nedeniyle orada da okul kalmayabilir. Peki, bu çocuklar nereye gidecek? Bu durum annelerin istihdamını ve çalışma hayatındaki düzeni de doğrudan etkiliyor. Bunu sürekli dile getiriyoruz. Alsancak bölgesinde, devlet okullarına giden çocukların velilerine baktığınızda, özellikle hizmet sektöründe çalışan ve kadın yoğunluğunun fazla olduğu bir yapı görüyorsunuz. Bu annelerin, çocuklarının herhangi bir ihtiyacı olduğunda kolayca ulaşabilecekleri konumlarda okulların bulunması gerekiyor. Ayrıca bölgedeki esnafın çocukları ya da apartman görevlilerinin çocukları da bu okullara gidiyor. Şimdi siz bu velilere, okulun açılmasına bir hafta kala, ‘Üç okul birleştirildi, kontenjanımız 36 kişi’ diyorsunuz. Bu aileler ne yapsın?” sorusunu yönlendirdi.
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şubesinde çalışan iki velinin de bu sürecin mağduru olduğunu söyleyen Başkan Tamtürk, “Burada akşam saat 18.00’e kadar çalışıyorlar. Çocukları okuldan çıktığında onlarla ilgilenebilmek, gerektiğinde yanlarına gidebilmek için çocuklarını buraya verdiler. Ancak okulun açılmasına bir hafta kala bu haberi aldılar. Dolayısıyla bu soruna acilen bir çözüm bulunması gerekiyor. Bize yöneltilen eleştirilerden biri, okulların deprem riski nedeniyle, yani depreme dayanıklı olmadıkları için yıkıldığı yönünde. Biz okulların deprem güvenliğine uygun hale getirilmesine karşı değiliz. Tam tersine, çocukların depreme dayanıklı binalarda eğitim görmesi gerekiyor. Ancak bunun mutlaka bir planlamayla yapılması gerekir. Okulların kapasitelerini ve öğrenci sayılarını dikkate alarak bir planlama yapabilirsiniz. Yıkılan okulun öğrencilerini, kapasitesi uygun başka okullara yönlendirebilir, yeni yapılan okulların kapasitelerini de buna göre düzenleyebilirsiniz. Böylece okulların kapasiteleriyle öğrenci sayıları arasında bir uyumsuzluk oluşmasını önlersiniz ve çocukların bu mağduriyetleri yaşamasının önüne geçersiniz” dedi.
Çocukların en temel yaşam ve gelişimsel hakları içerisinde dinlenme hakkı olduğunu hatırlatan Başkan Tamtürk, “Bu çocuk sabah 8’de okula gittikten sonra akşam saatlerine kadar eğitim hayatının içinde kalıyorsa, akşam nasıl verimli çalışabilir? Çocukların bu açmazlar içerisinde geçen eğitim hayatında karşılaştıkları eşitsizlikler, maalesef ilerleyen yaşamlarında farklı travmalara yol açabiliyor. Turgutlu’da okullarda yaşadığımız olay hepimizin yüreğini dağladı. Ancak siz biraz da o sınıfsallığın mekanını okullara getirir, okulları eşitsizliğin mekanları haline getirirseniz ve devlet okulu, özel okul gibi ayrıştırmalarla çocukları daha küçük yaşlardan itibaren bu eşitsizliklere maruz bırakırsanız; o umutsuzluk, özgüven kaybı ve değersizlik duygusu ilerleyen yaşlarda öfkeye dönüşebiliyor. Bu öfke kişinin kendisine ya da çevresine yöneltebiliyor. Çocuklarımızın ruh sağlığını düşünüyorsak, doğduğu andan itibaren onların haklarını korumak kamusal bir sorumluluktur. Aile, devlet ve hukuki sorumluluğa sahip tüm kurumlar, çocukların yaşam ve gelişim haklarını güvence altına almak ve üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmek durumundadır” mesajını verdi.
Kaynak:
SULTAN GÜMÜŞ KAYA
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.



Yorum gönder