AYM son kararı verdi, Resmi Gazete’de yayımlandı: Süresiz nafaka kaldırıldı
© 2025 İlkses Gazetesi
Anayasa Mahkemesi’nin Türk Medeni Kanunu’ndaki “süresiz olarak” ibaresinin iptaline ilişkin gerekçeli kararı Resmi Gazete’de yayımlandı. Kararla birlikte yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasına ilişkin düzenleme iptal edildi.
Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Medeni Kanunu’nda yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin önemli bir karara imza attı. Mahkeme, 175. maddede bulunan “süresiz olarak” ifadesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmederek iptaline karar verdi. Karar, Resmi Gazete’de yayımlandı.
Süreç, Antalya 12. Aile Mahkemesi’nin görülmekte olan bir boşanma davası kapsamında yaptığı başvuruyla başladı. Aile Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinin birinci fıkrasında bulunan “süresiz olarak” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesini talep etti.
AYM, yaptığı değerlendirme sonucunda söz konusu ibareyi Anayasa’nın 2, 5 ve 17. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal etti.

Anayasa Mahkemesi, kararın doğrudan yürürlüğe girmesi halinde ortaya çıkabilecek hukuki boşluğu göz önünde bulundurdu. Bu nedenle iptal hükmünün yürürlüğünü dokuz ay süreyle erteledi.
Buna göre “süresiz olarak” ibaresinin iptali 30 Haziran 2027 tarihinde yürürlüğe girecek. Bu tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yoksulluk nafakasının süresine ilişkin yeni bir yasal çerçeve oluşturması bekleniyor.
Yeni düzenlemenin hangi koşulları içereceği, nafakanın süresinin nasıl belirleneceği ve mevcut dosyalar açısından nasıl bir geçiş uygulanacağı ise yasama çalışmaları sonucunda belli olacak.

AYM’nin gerekçesinde, boşanma sonrasında geçimini sağlayamayacak duruma düşen eşin ekonomik açıdan korunmasının meşru bir amaç olduğu belirtildi. Ancak nafakanın herhangi bir süre veya ölçüt öngörülmeden devam etmesinin, ödeme yükümlüsü açısından zaman içerisinde ağır bir sorumluluğa dönüşebileceğine dikkat çekildi.
Mahkemeye göre mevzuatta, nafakanın hangi koşullarda belirli bir süreyle sınırlandırılacağı ve hangi özel durumlarda daha uzun süre devam edebileceğini ortaya koyan açık, öngörülebilir ve ölçülü kriterlerin bulunması gerekiyor.
Gerekçeli kararda ayrıca süresiz nafaka yükümlülüğünün tarafların ekonomik ve sosyal yaşamları üzerindeki etkisine değinildi. Devletin çatışan hak ve menfaatler arasında makul bir denge kurması gerektiği vurgulanırken, taraflardan birinin üzerine aşırı ve olağan dışı bir yük bırakılmasının bu dengeyi bozabileceği ifade edildi.

AYM’nin kararı, Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesindeki yoksulluk nafakası hakkının tamamını ortadan kaldırmıyor.
Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin, boşanmaya neden olan olaylarda diğer taraftan daha ağır kusurlu olmaması koşuluyla diğer eşten mali gücü oranında nafaka talep edebilmesine ilişkin düzenleme yürürlükte kalıyor.
Dolayısıyla yoksulluk nafakasının kendisi değil, nafakanın kanunda herhangi bir süre sınırı olmaksızın öngörülmesine ilişkin “süresiz olarak” ibaresi kaldırılmış oldu.

Yoksulluk nafakası, boşanmanın ardından ekonomik açıdan yoksulluğa düşmesi beklenen eşin geçimini desteklemek amacıyla diğer eş tarafından ödenen mali yardım olarak tanımlanıyor.
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre nafaka talep eden kişinin boşanmaya yol açan olaylarda karşı tarafa kıyasla daha ağır kusurlu olmaması gerekiyor. Nafakanın miktarı belirlenirken ise ödeme yapacak kişinin ekonomik gücü dikkate alınıyor.
Yoksulluk nafakası yalnızca kadınlara özgü bir hak değil. Gerekli şartları taşıyan erkekler de boşanma sonrasında yoksulluğa düşmeleri halinde bu nafakayı talep edebiliyor.
Kanunda yoksulluk nafakası için belirlenmiş sabit bir yıl sınırı bulunmaması, nafakanın her durumda ve ömür boyu devam edeceği anlamına gelmiyor.
Örneğin nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi halinde nafaka kendiliğinden sona eriyor. Bunun dışında mahkeme kararıyla da bazı durumlarda nafakanın kaldırılması mümkün olabiliyor.
Bunlar arasında;
Nafaka alan kişinin fiilen evliymiş gibi bir hayat sürmesi,
Yoksulluk durumunun ortadan kalkması,
Düzenli ve yeterli gelir elde edilmeye başlanması,
Haysiyetsiz yaşam sürüldüğünün ispatlanması,
Nafaka ödeyen kişinin ekonomik gücünü kaybetmesi gibi durumlar bulunuyor.

Yoksulluk nafakası ile çocuk için ödenen iştirak nafakası birbirinden farklı düzenlemeler olarak yer alıyor. İştirak nafakasında amaç, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine velayeti almayan ebeveynin de maddi katkıda bulunmasını sağlamak olarak tanımlanıyor.
Çocuk için ödenen iştirak nafakası kural olarak çocuk ergin oluncaya kadar devam ediyor. Çocuğun eğitimine devam etmesi halinde ise şartların oluşması durumunda yardım nafakası gündeme gelebiliyor.

Yoksulluk nafakasında herhangi bir süre sınırı bulunmayan mevcut sistem yeni bir düzenleme değil. Eski Medeni Kanun döneminde nafaka bir yıllık süreyle sınırlandırılmıştı.
Bu süre sınırı, 1988 yılında yürürlüğe giren 3444 sayılı Kanun ile kaldırıldı. Böylece boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen ve gerekli şartları taşıyan eşin, önceden belirlenmiş bir sona erme tarihi olmaksızın nafaka talep edebilmesinin önü açıldı.
2001 yılında yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile de söz konusu yaklaşım korunarak yoksulluk nafakasına ilişkin mevcut düzenleme devam ettirildi.
Kaynak:
HABER MERKEZİ
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.



Yorum gönder