İZTO’dan İzmir için ortak akıl, ortak irade çağrısı
KEMAL ÖZKURT – İzmir Ticaret Odası (İZTO), 2027-2030 dönemine ilişkin hedef ve planlamaların ele alındığı bilgilendirme toplantısını gerçekleştirdi. İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, İzmir’in geleceğine yönelik önemli başlıklar ve önümüzdeki döneme ilişkin çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. İzmir’in geleceği için kurumların ortak hedefler etrafında buluşması gerektiğini belirten Özgener, ortak akıl ve iradenin önemine dikkat çekti. İzmir’in sorunların ve geleceğini herhangi bir kurumun tek başına üstlenebileceği bir sorumluluk olmadığını belirten Özgener, “Ortak akıl dediğimiz tam da budur. Herkesin aynı düşüncede olması değil, farklı düşüncelerin ortak bir hedef için buluşmasıdır. Birbirimizin bilgisinden, deneyiminden, birikiminden güç alarak tek başımıza ulaşamayacağımız çözümleri birlikte üretmektir. Ortak aklın ortaya koyduğu hedefleri gerçekleştirmek için ortak bir iradeye ihtiyacımız var” dedi. Kentin önümüzdeki 25 yıllık geleceğine yönelik sanayi, tarım, lojistik, ulaşım ve turizm alanlarındaki proje ve önerilerini paylaşan Özgener, İzmir’in potansiyelinin ortak bir vizyonla hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

İzmir’in tarihsel birikimi, limanı ve üretim kapasitesiyle dünyaya açık bir kent olduğunu belirten Özgener, bu özelliklerin kentin ekonomik gücüne de yansıdığını söyledi. İzmir’in 4,5 milyon nüfusu ve 8 bin 500 yıllık tarihiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Özgener, “İzmir yalnızca Türkiye’nin üçüncü büyük şehri değil. Limanıyla, ticaret kültürüyle ve üretim kapasitesiyle yüzyıllardır dünyaya açık bir kent. Bu açıklık İzmir’in karakterinin bir parçası. Kentimiz tarih boyunca farklı kültürlerle ticaret yaptı ve farklı yaşam biçimlerini bir arada taşıdı” dedi. İzmir’in 2,56 trilyon liralık gayrisafi yurt içi hasılayla Türkiye ekonomisinin yüzde 5,7’sini oluşturduğunu belirten Özgener, kentin 2025 yılında 22,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, 2026’nın ocak-eylül döneminde ise 17,6 milyar dolarlık ihracatla Türkiye üçüncülüğünü koruduğunu kaydetti. İzmir’in net ihracatçı yapısına dikkat çeken Özgener, “İzmir’in tarihinde yalnızca ticaret değil, fikir ve öncülük de var. İzmir İktisat Kongresi’nden köklü fuarcılık geleneğine kadar kentimiz, Türkiye’nin dünyayla ilişkilerinde önemli rol üstlendi. Bugün de bu iddiayı sürdürmeliyiz” ifadelerini kullandı.

İzmir’in ekonomik ve toplumsal potansiyelinin hayata geçirilmesi için kurumların ortak hedeflerde buluşması gerektiğini belirten Özgener, farklı görüşlerin bilim ve veriler ışığında değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Hiçbir kurumun kentin geleceğine ilişkin sorunları tek başına çözemeyeceğini ifade eden Özgener, “Ortak akıl, herkesin aynı düşüncede olması değil, farklı düşüncelerin ortak bir hedef için buluşmasıdır. Birbirimizin bilgi ve deneyiminden güç alarak birlikte çözüm üretmeliyiz. Ortak aklın ortaya koyduğu hedefleri gerçekleştirmek için ortak bir iradeye ihtiyacımız var” dedi. Bu anlayışı somut bir işbirliği modeline dönüştürmek istediklerini belirten Özgener, üretim, liman ve lojistik altyapısı, çevre, afet hazırlığı ve turizm gibi alanlarda kurumların birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguladı. İzmir Ticaret Odası olarak yalnızca kendi sorumluluklarını yerine getiren değil, gerektiğinde farklı kurumları bir araya getirerek ortak hedeflerin hayata geçirilmesine katkı sağlayan bir kurum olmayı amaçladıklarını belirten Özgener, kentin ihtiyacının birbirinden bağımsız projeler yerine ortak bir vizyon olduğunu söyledi. İzmir’in geleceği söz konusu olduğunda tüm kurumların ortak sorumluluk taşıdığını ifade eden Özgener, “İzmir Ticaret Odası olarak kendimize tam da bu noktada önemli bir görev biçiyoruz. Sadece kendi sorumluluklarımızı yerine getiren değil, gerektiğinde öncülük eden, farklı kurumları bir araya getiren, ortak hedeflerin oluşmasına katkı sağlayan ve bu hedeflerin hayata geçmesi için elini taşın altına koyan bir kurum olmak istiyoruz” dedi.

İzmir’in kuzey ve güney aksında sanayinin yoğunlaştığını ancak bu bölgelerin kentsel ve sosyal altyapı ihtiyacının arttığını kaydeden Özgener, Aliağa’da çalışanların yüzde 55’inin, Torbalı’da ise yüzde 45’inin başka ilçelerden geldiğini belirtti. Bu hareketliliğin ulaşım ve altyapı üzerinde baskı yarattığını ifade eden Özgener, “Kuzeyde Bakırçay, güneyde Küçük Menderes önemli tarımsal üretim merkezleri. Dikili, Kınık ve Bayındır’daki organize tarım bölgesi projeleriyle verimliliği artırmak istiyoruz. İzmir’i yalnızca kent merkezi üzerinden değil, kuzeyde Aliağa, güneyde Torbalı’nın bölgesel merkezler olacağı bir metropol olarak planlamalıyız. Konut, ulaşım, lojistik, enerji, çevre ve sosyal altyapı ihtiyaçlarını önümüzdeki 25 yılı dikkate alarak belirlemeliyiz. Böylece Kuzey ve Güney İzmir rekabetçi üretim kümelerine dönüşerek kentin genel gücünü artırabilir” diye konuştu.
Kanka, ara başlığı ve tek paragraf düzenini koruyarak tekrarları azalttım. Rakamları, proje önerilerini ve önemli açıklamaları çıkarmadım.

İzmir’de Gıda Çarşısı, sanayi siteleri ve mobilya imalatçılarının bulunduğu bölgelerin kent dışına taşınması yerine yerinde dönüştürülmesi gerektiğini belirten Özgener, bu alanların kent ekonomisi açısından önem taşıdığını söyledi. Üretim alanlarının yıllar içinde kentle bütünleştiğini vurgulayan Özgener, “Gıda Çarşısı’na tırlar giremiyor, sanayi sitelerinin çevresi yapılaştı, trafik yoğunlaştı. Ancak üretimi kent dışına çıkardığımızda geriye ne kalacağını da düşünmeliyiz. İzmir’de yeni sanayi alanı oluşturma imkanımız kısıtlı. Bu nedenle yerinde dönüşüme odaklanmalıyız. Gıda Çarşısı’na hizmet verecek bir cep lojistik merkezi kurulabilir. Tırlar yüklerini burada bırakabilir, ürünler mikromobilite çözümleriyle iş yerlerine ulaştırılabilir. Binalar depreme dayanıklı değilse planlı dönüşüm gerçekleştirilebilir. Teknik çalışmalar yerinde dönüşümün mümkün olmadığını gösterirse taşınma seçeneği değerlendirilmeli. Kent içindeki ekonomik bölgelerden en az birinde bu dönüşümü hayata geçirmek istiyoruz” dedi. İzmir’in liman ve lojistik altyapısının geliştirilmesi gerektiğini belirten Özgener, 2025 yılında Türkiye limanlarında elleçlenen 553 milyon ton yükün 89,5 milyon tonunun Aliağa’dan geçtiğini, bölgedeki limanların Ege ihracatının yüzde 58’ini, ithalatının ise yüzde 51’ini karşıladığını kaydetti. Aliağa’nın altyapı ihtiyaçlarına dikkat çeken Özgener, “Liman sistemimizi demiryolu, karayolu, lojistik merkezler ve üretim alanlarıyla entegre bir ağ olarak çalıştırmalıyız. Aliağa’da yolların iyileştirilmesi, alternatif güzergahlar, tır parkları ve demiryolu bağlantıları gerekiyor. Bu yatırımlar merkezi ve yerel yönetimler tarafından birlikte planlanmalı. Böylece bekleme süreleri kısalacak, yük transferleri hızlanacak ve sanayicilerimizin rekabet gücü artacak” diye konuştu. Çandarlı Limanı’nın da yeni bir vizyonla ele alınması gerektiğini ifade eden Özgener, 1990’lı yıllarda dünyanın en büyük 10 limanından biri olması hedeflenen projede mendirek inşası dışında önemli ilerleme kaydedilemediğini söyledi. Türkiye’nin 2035 yılına kadar 5 gigavat deniz üstü rüzgar enerjisi kapasitesine ulaşma hedefini hatırlatan Özgener, İzmir’in rüzgar enerjisi ekipmanları üretimindeki gücünün Çandarlı için fırsat sunduğunu belirtti. Çandarlı’nın 6,35 milyon metrekarelik alanının, bu ekipmanların üretileceği liman bağlantılı bir sanayi bölgesi olarak değerlendirilmesini öneren Özgener, projenin İzmir’e yüksek katma değerli yeni bir sektör kazandırabileceğini kaydetti. Kemalpaşa Lojistik Merkezi’nin demiryolu, karayolu, limanlar ve üretim merkezlerini birbirine bağlayan bir merkez olarak planlanması gerektiğini vurgulayan Özgener, “Valiliğimiz, Ege Bölgesi Sanayi Odası ve Ege İhracatçı Birlikleriyle önemli adımlar attığımız merkezde, bürokratik süreçlerin tamamlanmasının ardından yatırımları gerçekleştirmek istiyoruz. 1,3 milyon metrekarelik ilk etabın ardından 1,7 milyon metrekarelik ikinci etap çalışmalarına başlayacağız. Merkezin faaliyete geçmesiyle lojistik maliyetleri azalacak, tır ve gümrük sahalarının buraya taşınmasıyla kent merkezindeki ağır taşıt trafiği hafifleyecek” ifadelerini kullandı.

İzmir’in tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerine rağmen turizm potansiyelini yeterince değerlendiremediğini belirten Özgener, yeni yatırımlara ve alternatif turizm alanlarının güçlendirilmesine ihtiyaç olduğunu söyledi. Adnan Menderes Havalimanı’nın 35 milyon yolcu kapasitesine sahip olduğunu ancak bunun yaklaşık üçte birinin kullanıldığını kaydeden Özgener, “İzmir’in turizm altyapısını geliştirerek turizmi 12 aya yaymalı, turist başına yaratılan ekonomik değeri artırmalıyız. Kentimiz agro turizm, ekoturizm, gastronomi, inanç ve sağlık turizminde büyük potansiyele sahip. Urla merkezli gastronomi turizminde önemli başarı elde edildi ancak bunu yeterli görmüyoruz. Alternatif turizm türlerini rotalar, etkinlik takvimleri, ulaşım bağlantıları ve uluslararası tanıtımla bütünleştirmeliyiz. Böylece turizmi yılın tamamına ve farklı ilçelere yayabiliriz” dedi. Büyük ölçekli yatırımların önemine de değinen Özgener, Çeşme Turizm Projesi’nin güncel koşullar doğrultusunda yeniden ele alınarak hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Otel, yat limanı, etkinlik ve gösteri alanları, kültürel altyapı, spor tesisleri ve golf sahalarını içeren projenin İzmir’i uluslararası ölçekte lüks turizm destinasyonuna dönüştürebileceğini belirtti. İzmir’in sağlık turizminde de önemli potansiyeli bulunduğunu vurgulayan Özgener, Bergamalı hekim Galen’den Agamemnon kaplıcalarına uzanan sağlık geçmişinin modern altyapıyla desteklenebileceğini ifade etti. Bunun için İnciraltı’ndaki planlama sorununun çözülmesi gerektiğini kaydeden Özgener, bölgenin ekonomiye kazandırılmasının İzmir’in sağlık turizminde önemli bir destinasyon haline gelmesine katkı sağlayacağını söyledi.
İzmir’in geleceğinin ekonomik gelişimin yanı sıra çevre, ulaşım ve yaşam kalitesinin artırılmasıyla şekilleneceğini belirten Özgener, kentte her gün yaklaşık 5 bin 500 ton evsel atık oluştuğunu, 2025 yılında trafik yoğunluğunun yüzde 54,1’e ulaştığını ve sürücülerin yılda ortalama 112 saatini trafikte kaybettiğini söyledi. Körfez temizliğinin merkezi ve yerel yönetimlerin ortak sorumluluğunda ele alınması, modern atık yönetim tesislerinin kurulması ve Harmandalı’nın yeşil dönüşümünün sağlanması gerektiğini ifade eden Özgener, ulaşımda ise İkinci Çevre Yolu, Körfez Geçiş Projesi, Halkapınar-Otogar ve Karabağlar metro hatları ile havalimanına alternatif ulaşım güzergâhlarının önemine dikkat çekti. Deniz ulaşımının da geliştirilmesi gerektiğini kaydeden Özgener, “İzmir’in geleceği herhangi bir kurumun tek başına yazabileceği bir hikâye değil. Bu kentin geleceği için merkezi ve yerel yönetimlere, üniversitelere, meslek kuruluşlarına, iş dünyasına ve sivil topluma sorumluluk düşüyor. Ortak akıl bize hangi yöne gitmemiz gerektiğini gösterir, ortak irade ise o yönde birlikte ilerlememizi sağlar. Daha fazla üreten, dünyayla rekabet eden, doğasını koruyan, afetlere hazırlıklı ve gençlerine fırsatlar sunan bir İzmir istiyoruz. Kentimizin başarıları hepimizin, sorunları hepimizin, sorumluluğu da hepimizin. İzmir’in geleceğini birbirimizden beklemeyelim; birlikte üstlenelim, birlikte çalışalım, birlikte başaralım” dedi.
Kaynak: HABER MERKEZİ



Yorum gönder