İzmirli arıcının rekolte sevinci kursağında kaldı
© 2025 İlkses Gazetesi
Bu yıl çam balı veriminin geçen yıla göre yaklaşık 1,5 kat arttığını ancak fiyatların gerilediğini belirten İzmir İl Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ömer Sefa Bölükoğlu, “Girdi maliyetlerimiz çok yükseldi. Verimin artmasına seviniyoruz ama fiyatların beklenen seviyede olmaması üzüyor” dedi
İzmir’de arı sağım sezonu devam ederken, bu yıl bal üretiminde üreticinin yüzünü güldüren verim artışı fiyat tarafında aynı tabloyu oluşturmadı. Havaların akşamları serin, gündüzleri sıcak seyretmesiyle özellikle çam balında verim geçen yıla göre yaklaşık 1,5 kat artarken, yüksek üretim bal fiyatlarını aşağı yönlü baskıladı. Arıcılar bir yandan artan verimden memnuniyet duyarken, diğer yandan ürünlerinin aynı oranda değer kazanmaması nedeniyle maliyetlerini karşılamakta zorlanıyor.
İzmir İl Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ömer Sefa Bölükoğlu, bu yıl ciddi bir verim artışı yaşandığını belirterek, “Geçen yılın üzerinde, bu yıl yaklaşık 1,5 katı civarında bir bal verimi artışı oldu. Ancak fiyatlar beklediğimiz gibi ilerlemedi, girdi maliyetlerimiz çok yükseldi. Verimin yüksek olması da bal fiyatlarını geriye çekiyor. Arıcılar verimin yükselmesine sevinirken satış fiyatlarının beklenen seviyede olmamasından dolayı bir yandan üzülüyor” dedi. Geçen yıl 4 bin-4 bin 500 lira seviyesinde olan ayçiçek balının bu yıl 5 bin lira civarında alıcı bulduğunu belirten Bölükoğlu, mevcut maliyetler dikkate alındığında bu fiyatların üreticiyi yeterince korumadığını, çam balında ise üretici fiyatının en az 6 bin 500-7 bin lira bandında olması gerektiğini dile getirdi. Balın üreticiden çıkış fiyatı ile market raflarındaki satış fiyatı arasındaki farka da dikkat çeken Bölükoğlu, arıcının ürününü değerinde satabilmesi için pazarlama ve markalaşma imkanlarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Bu yıl çam balında verimin geçen yıla göre önemli ölçüde arttığını belirten Bölükoğlu, “Geçen yıla oranla bu yıl verimlerde ciddi bir artışımız oldu. Şu anda çam balı hasatlarımız devam ediyor. Havaların akşamları serin, gündüzleri sıcak geçmesi verimi artırıyor. Güzel bir bal verimi var, Allah’a şükür. Ortalama olarak geçen yılın üzerinde, bu yıl yaklaşık 1,5 katı civarında rahat bir bal verimi artışı oldu. Bir yandan seviniyoruz, bir yandan üzülüyoruz. Çünkü verimin yüksek olması fiyatları da geriye doğru çekiyor. Aslında fiyatların çok geriye gelmesi gibi bir durum yok ama fiyatlar ilerlemedi. Girdi maliyetlerimiz çok yükseldi. Örneğin mazot bugün 100 lira. Geçen yıl ayçiçek balının teneke fiyatları 4 bin, 4 bin 500 lira seviyelerindeydi. Bu yıl 5 bin lira fiyat açıklandı, 5 bin 500 liraya kadar çıktı ancak tekrar geriye geldi. Şu anda 5 bin lira vadeli şekilde bal alımları var” dedi.
Arıcıların temel sorunlarından birinin ürettikleri balı değerinde satamamak olduğunu belirten Bölükoğlu, “Arıcının en büyük sorunu, ürettiği ürünün değerinde satılması. Türkiye olarak pazar problemimiz var. Markalaşma konusunda da sıkıntılar yaşıyoruz. Üreticinin malı değersiz bir şekilde alınıyor, iyi paralara marketlerde satılıyor. Bir de sahtecilik bizi çok engelleyen bir konu. Bugün büyük zincir marketlerde 200-250 liraya bal görüyoruz. Bazı firmalar ürünü 800 liraya ‘doğal bal’ diye satıyor. Halbuki 450-500 lira bandında gerçekten doğal ve leziz bir bal yiyebilirsiniz. İnsanlarda ‘ucuz bal sahte, pahalı bal gerçek’ şeklinde bir algı oluştu. Fiyat skalası farklı olunca üreticinin balının değerlenmesi de zorlaşıyor. Arıcımızın tek beklentisi, balımızı piyasaya çıkardığımızda emeğimizin karşılığını almak. Biz bir ay dağlarda, bayırlarda kalıyoruz, ailelerimizden uzak duruyoruz. Buna rağmen çok ciddi bir rakam alamıyoruz. Balı 50 lira daha ucuza vermek arıcımızı üzüyor” dedi.
Piyasadaki düşük fiyatlı balların tüketici açısından da soru işareti oluşturduğunu belirten Bölükoğlu, “Bugün büyük zincir marketlerde 200-250 liraya bal görüyoruz. İnsanlar ucuz bal gördüğünde sahte, pahalı bal gördüğünde gerçek olduğunu düşünüyor. Bu doğru bir yaklaşım değil. Gerçek ve doğal bir balı 450-500 lira bandında da tüketebilirsiniz. Eğer içerisinde sadece glikoz şurubu varsa, bal yerine reçel almak daha doğru olur. Bal, kendine özgü ve çok özel bir gıdadır. İçerisinde bal olmayan bir ürünü bal diye satmak doğru değil. Tüketicinin de aldığı ürünün içeriğine ve güvenilirliğine dikkat etmesi gerekiyor” dedi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yürütülen çalışmaların arıcıların ürünlerini değerlendirmesi açısından önemli bir fırsat oluşturduğunu belirten Bölükoğlu, “Büyükşehir’in de buradan faydalarını alıyoruz. Cemil Başkan da desteklerini sürekli veriyor. İZMAR’ın açılmasıyla birlikte arıcılarımızın bal satışları konusunda önemli bir fayda görüyoruz. Üreticimizin ürününü daha iyi değerlendirebilmesi, doğrudan tüketiciye ulaşabilmesi bizim için önemli. Bu tür desteklerin artmasıyla birlikte arıcımızın elinin daha da güçleneceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.
Kaynak:
İLKSES GAZETESİ
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.



Yorum gönder