Marmara Denizi’ni denizanası sardı

Marmara Denizi’ni denizanası sardı

© 2025 İlkses Gazetesi

Marmara Denizi’nde son yıllarda popülasyonları hızla artan kahverengi “pusula” ve beyaz “ay” denizanaları, Tekirdağ, İstanbul, Çanakkale ve Balıkesir sahillerini mesken tutarak tatilcilere ve kıyı sakinlerine zor anlar yaşatıyor. Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, deniz suyu sıcaklığındaki artış, kirlilik ve aşırı avlanma nedeniyle ekosistemin bozulduğunu belirterek temas halinde ilk müdahale yöntemlerini ve alınması gereken acil önlemleri sıraladı.

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, Marmara Denizi’ne denizanalarının 10-15 yıl önce gemilerin dengeyi sağlamak için aldığı balast suları ile taşındığını ifade etti. Kahverengi ve beyaz denizanalarının Marmara Denizi’nde kendilerine uygun ortam bulduğunu kaydeden Yağcılar, son 3 yıldır popülasyonun hızla tırmandığına dikkat çekti. Marmara Denizi’ndeki artışın temel faktörlerini açıklayan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, tırnak içinde şu ifadeleri kullandı: “Özellikle Marmara Denizi’nde kahverengi ve beyaz denizanası popülasyonundaki artışın temel nedenleri arasında iklim değişikliğine bağlı olarak deniz suyu sıcaklığının yükselmesi, evsel ve endüstriyel atıklardan kaynaklanan azot ve fosfat gibi besin tuzlarının deniz ortamına karışması ve aşırı avcılık sonucu denizanalarıyla beslenen etçil balık türlerinin azalması yer almaktadır. Bu durum ekosistemdeki doğal dengeyi bozarak denizanalarının çoğalmasına ve baskın hale gelmesine yol açabilmektedir. Özellikle uskumru gibi bazı etçil balıkların aşırı avlanması, doğal yırtıcılarının azalmasına neden olmakta ve bu türlerin kontrolsüz şekilde artışını kolaylaştırmaktadır”

Denizanalarıyla temasın sahil bölgelerinde paniğe neden olduğunu vurgulayan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, sağlık riskleri ve yapılması gereken ilk müdahale hakkında şunları söyledi: “İnsan sağlığı açısından denizanalarıyla temas, ciltte yanma, kızarıklık, kaşıntı ve bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara sebep olabilmektedir. İlk müdahale olarak temas edilen bölgenin deniz suyu ile yıkanması ve ardından en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekmektedir”

Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar

Popülasyonun kontrol altına alınabilmesi adına balıkçılık politikaları ve sanayi atıkları konusunda radikal adımlar atılması gerektiğini savunan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Su Ürünleri Yüksek Mühendisi Dr. Çetin Yağcılar, sözlerini şöyle tamamladı: “Tabii, önlem olarak deniz suyu sıcaklığının artması ne yazık ki bizim elimizde olan bir şey değil. İklim süreci değişikliğinden dolayı hem bölgesel hem de dünya olarak küresel bir iklim sıkıntısı yaşıyoruz. Bu önlemlere ek olarak, söylediğimiz gibi, bizim etçil olan türler, uskumru gibi farklı balık türlerinin avcılığından kaçınılması gerekmekte. Bu türleri biz aşırı derece, o avcılık boyu dediğimiz boyutlardaki balıkları avlamadığımız takdirde, bunların en az bir kere üreme dönemine gelmesini sağlayabilmekteyiz. Sağladığımız takdirde bu canlılar en azından rahatlıkla çoğalabilecekler. Bu tür karşımıza çıkan zararlı denilebilecek denizanaları gibi canlıları tüketebilecekler ve o zararlı canlıların da ortamda aşırı derece çoğalmasını önleyebilecekler. İkinci nedene baktığımızda da biz tabii ne yazık ki Marmara tamamen kapalı bir deniz olarak iç denizimiz bizim. Bu bölgeye tabii biz aşırı derece evsel veya sanayi atıklarını deşarj ettiğimizde, bu ne yazık ki bölgeden kurtarma şansımız yok. Arıtım tesisi anlamında, tabii bu evsel veya sanayi atıkları, fabrikalara özellikle arıtım konusunda baskı yapılmalı. Bu arıtım tesisini daha güçlendirmeliler ki daha herhangi besin tuzları gibi, demin söylediğimiz gibi azot, fosfor baskısından yüksek besin tuzlarının ortama karışmasına önlememiz gerekmekte.”

Kaynak: DHA

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Yorum gönder