Parkinson yıllar öncesinden sinyal veriyor: Bu belirtilere dikkat!

Parkinson yıllar öncesinden sinyal veriyor: Bu belirtilere dikkat!

Parkinson hastalığı, toplumda genellikle el titremesi, yürüme güçlüğü ve hareketlerde yavaşlama gibi motor belirtilerle tanınıyor. Ancak hastalığın ilk işaretleri, bu şikâyetler ortaya çıkmadan çok daha önce görülebiliyor. Koku duyusunda azalma, uyku sırasında bağırma ve tekme atma ya da uzun süreli kabızlık gibi belirtiler, bazı kişilerde Parkinson hastalığının yıllar öncesinden verdiği sinyaller arasında yer alabiliyor.

Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, Parkinson hastalığının yalnızca hareket sistemini etkilemediğini, koku alma, uyku ve sindirim sistemini düzenleyen sinir ağlarının da hastalık sürecinden etkilenebildiğini belirtti. Motor belirtiler başlamadan önce ortaya çıkabilen bu şikâyetlerin birbirinden bağımsız sağlık sorunları olarak değerlendirilebildiğini ifade eden Uysal, erken dönem işaretlerinin önemine dikkat çekti.

Doç. Dr. Uysal, “Örneğin yıllardır kokuları eskisi kadar iyi alamayan, uykusunda rüyalarını adeta yaşayan, bağıran, tekme atan veya uzun süredir kabızlık yaşayan birini düşünün. Bunlar ilk bakışta birbirinden tamamen bağımsız şikâyetler gibi görünebilir. Oysa bazı kişilerde bu belirtiler, Parkinson hastalığının motor bulgularından yıllar önce ortaya çıkabiliyor” açıklamasını yaptı.

Parkinson yıllar öncesinden sinyal veriyor: Bu belirtilere dikkat! - Fotoğraf 1

Parkinson hastalığının erken döneminde görülebilen REM uykusu davranış bozukluklarına da değinen Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, normal uyku sürecinde rüya görülürken kasların geçici olarak hareketsiz kaldığını hatırlattı. Bu mekanizmanın bozulması durumunda kişinin rüyasında yaptığı hareketleri fiziksel olarak da gerçekleştirebildiğini belirten Uysal, söz konusu durumun önemli bir uyarı işareti olabileceğini söyledi.

Doç. Dr. Uysal, “Normalde rüya görürken kaslarımız geçici olarak hareketsiz kalır. Ancak bu mekanizma bozulduğunda kişi rüyasında yumruk atabilir veya yataktan düşebilir” diyerek bu durumun alfa-sinüklein hastalıkları için önemli bir risk göstergesi olduğunu belirtti.

Parkinson hastalığının ilerleyen dönemlerinde tedavi sürecinin farklı ihtiyaçlara göre şekillendirilebildiğini aktaran Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, ilaçların etki sürelerinin zamanla kısalabileceğini, gün içerisinde hareket kısıtlılığı ve istemsiz hareketlerin ortaya çıkabileceğini ifade etti.

Bu aşamada modern tıbbın sunduğu farklı tedavi yöntemlerinin hastaların yaşam kalitesini destekleyebildiğini belirten Uysal, ilaç tedavisinin yanı sıra sürekli ilaç sağlayan infüzyon sistemleri ve uygun hastalarda uygulanan derin beyin stimülasyonunun da seçenekler arasında bulunduğunu kaydetti.

Doç. Dr. Uysal, “İşte bu noktada karşımıza çok daha fazla seçenek çıkıyor. Farklı etki mekanizmalarına sahip ilaçlar, sürekli ilaç veren infüzyon sistemleri ve uygun hastalarda uygulanan derin beyin stimülasyonu, yani beyin pili tedavisi, günlük yaşamı belirgin şekilde değiştirebiliyor” diye konuştu. Beyin pili tedavisinin Parkinson hastalığını tamamen ortadan kaldırmadığının altını çizen Uysal, yöntemin özellikle titreme ve hareketlerdeki yavaşlama gibi belirtilerin azaltılmasına önemli katkı sağlayabildiğini aktardı.

Parkinson hastalığıyla mücadelede ilaç ve tıbbi uygulamaların yanı sıra fiziksel aktivitenin ve sosyal yaşamın da önemli bir yeri bulunuyor. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, özellikle dans ve ritim temelli aktivitelerin hareketlerin başlatılmasını kolaylaştırabileceğine dikkat çekti.

Beynin farklı sinir ağları arasında koordinasyon kurma kapasitesinin öğrenme ve tekrarlanan hareketlerle desteklenebildiğini belirten Uysal, dans etmenin, müzik aleti çalmanın ve ritme uygun hareket etmenin bu açıdan faydalı olabileceğini ifade etti. Doç. Dr. Uysal, “Yeni bir dans öğrenirken, bir müzik aleti çalarken veya ritme uygun adımlar atarken beyin farklı ağlar arasında koordinasyon kurabilir. Tekrar edilen hareketler zamanla daha düzenli ve verimli hale gelebilir” açıklamasını yaptı.

Parkinson hastalarının günlük yaşamda kendi başlarına gerçekleştirebildikleri aktiviteleri sürdürmelerinin önemine de değinen Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, hasta yakınlarının aşırı korumacı tutumlarının kişinin bağımsızlığını olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Hastaların günlük işlerini kendi hızlarında ve güvenli biçimde yapabilmelerine fırsat verilmesi gerektiğini vurgulayan Uysal, küçük gibi görünen günlük aktivitelerin aslında kişinin yaşamı üzerindeki kontrolünü koruması açısından büyük anlam taşıdığını belirtti.

Doç. Dr. Uysal, hasta yakınlarına yönelik mesajında, “Bir hastanın düğmesini iliklemesi beş dakika sürüyorsa ve bunu güvenli yapabiliyorsa, o beş dakikayı ona tanımalısınız. Mesele gömlek iliklemek değil; kişinin hayatı üzerindeki kontrolünü sürdürebilmesini sağlayabilmektir” dedi.

Parkinson hastalığında erken belirtilerin fark edilmesi, kişiye özel tedavi seçeneklerinin değerlendirilmesi, fiziksel aktivitenin sürdürülmesi ve hastaların günlük yaşamda bağımsızlıklarının desteklenmesi, hastalık yönetiminin önemli unsurları arasında yer alıyor.

Kaynak: BÜLTEN

Yorum gönder