Sendikadan iktidara geçim krizi tepkisi: “Krizin faturası halka kesiliyor”

Sendikadan iktidara geçim krizi tepkisi: “Krizin faturası halka kesiliyor”

© 2025 İlkses Gazetesi

Emekli, işçi, madenci, çiftçi, öğrenci ve küçük yatırımcıların yaşadığı sorunların birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Tüm Emeklilerin Sendikası, “Halkın sorunlarını çözemeyen, siyasi iktidar, halk nezdinde toplumsal ve siyasal meşruiyetini kaybetmiştir” dedi

Türkiye’de eylül ayında yıllık enflasyon TÜİK’e göre yüzde 29,73, ENAG’a göre ise yüzde 46,61 olarak hesaplandı. Enflasyon verilerinin açıklanmasının ardından Tüm Emeklilerin Sendikası, emekli aylıkları, iş cinayetleri, fon tasfiyeleri, çiftçilerin üretim maliyetleri ve çevre mücadelelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sendika, emekli, işçi, madenci, çiftçi, öğrenci ve küçük yatırımcıların yaşadığı sorunların ortak başlıklar taşıdığını belirtti. Açıklamada, artan fiyatlar, alım gücü, iş güvenliği, yatırımcıların fon tasfiyesi sürecindeki durumu ve üreticilerin maliyetleri üzerinden kamuoyuna çağrı yapıldı. Emeklilerin insanca yaşayabilecekleri bir aylık talep ettiği, Soma’daki maden göçüğünün ardından iş güvenliği önlemlerinin yaşam hakkı olduğu vurgulandı. Sendika, çiftçinin ürettiğinden kazanamadığını, fon tasfiyelerindeki yatırımcıların ise birikimlerinin akıbetine ilişkin yanıt beklediğini ifade etti.

Enflasyonun yüzde 30’un altına gerilemesinin fiyatların düştüğü anlamına gelmediğini belirten Tüm Emeklilerin Sendikası, emeklinin ve işçinin yıllardır kaybettiği alım gücünün geri gelmediğine dikkat çekti. Açıklamada, “İnsanlar hayat pahalılığını TÜİK’in rakamlarından değil; pazardan, marketten, kiradan, faturadan görüyor. Yıllarca çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanlar sadaka istemiyor. İnsanca yaşayabilecekleri bir aylık ve onurlu bir yaşam istiyor” denildi. Para için değil, onurumuz için dövizinin milyonlarca emeklinin geçim talebini yansıttığını belirtti. Açıklamada, Şekeroğlu’nun sözlerinin unutulmaması gerektiği vurgulanarak, emeklilerin yalnızca aylık artışı değil, onurlu yaşam koşulları talep ettiği ifade edildi.

Manisa’nın Soma ilçesinde İmbat Madencilik’e ait ocakta meydana gelen göçükte Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, İsa Olcay ve Ömer Karakaya’nın yaşamını yitirmesine de değinilen açıklamada, Soma faciasının üzerinden 12 yıl geçmesine rağmen iş güvenliğine ilişkin sorunların sürdüğü belirtildi. Sendika açıklamasında, “301 madencinin hayatını kaybettiği büyük Soma faciasının üzerinden on iki yıl geçti. Hâlâ aynı soruyu soruyoruz: Ne değişti? İşçinin sağ salim evine dönebilmesi bir maliyet değil, yaşam hakkıdır. İş cinayetleri kader değildir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada, geçim sıkıntısı nedeniyle emekli olduktan sonra çalışmayı sürdürenlerin de bulunduğu bir dönemde madencilerin yaşam hakkının tartışılmaz olduğu vurgulandı. İş güvenliği önlemlerinin maliyet hesabına konu edilemeyeceği belirtilerek, sorumluların ortaya çıkarılması çağrısı yapıldı.

Sermaye piyasalarında yaşanan fon tasfiyelerine ilişkin de değerlendirmede bulunan sendika, “Tasfiye kararı verilen fonlarda 455 bin 758 yatırımcı bulunuyor. Şimdi iktidar bu tabloyu kendi kurumlarıyla soruşturacağını söylüyor. Oysa mesele birkaç kişinin “nefsine yenik düşmesi” diye geçiştirilemez. Bu kadroları atayan, kurumları yöneten ve denetlemekle sorumlu olan siyasi iradenin de hesabı sorulmalıdır. Yetki kimdeyse sorumluluk da ondadır” dedi.

Bafra’da çeltik üreticilerinin mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerine karşı traktörleriyle yola çıktığına dikkat çekilen açıklamada, “Çiftçi de ayakta. Bafra’da çeltik üreticileri mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetlerine karşı traktörleriyle yola çıktı. Üreten insan ürettiğinden kazanamıyor. Toprağını, suyunu ve ormanını savunan yurttaşların mücadelesi de Türkiye’nin dört bir yanında devam ediyor. Bütün bunları birbirinden kopuk olaylar olarak göremeyiz. Emekli geçinemiyor. İşçi emeğinin karşılığını alamıyor. Madenci can güvenliği istiyor. Çiftçi ürettiğinden kazanamıyor. Yüz binlerce küçük yatırımcı birikiminin hesabını soruyor. İnsanlar toprağına, suyuna ve yaşam alanlarına sahip çıkıyor. Türkiye’nin farklı yerlerinden yükselen itirazın ortak nedeni giderek daha görünür hale geliyor. Halktan sürekli sabır ve fedakârlık isteyen, ekonomik krizin faturasını emekliye, işçiye, çiftçiye ve dar gelirliye ödeten; halkın sorunlarını çözemeyen ve kamu kurumlarına güveni aşındıran siyasi iktidar halk nezdinde toplumsal ve siyasal meşruiyetini kaybetmiştir. Şimdi mesele bu itirazların birbirini görmesidir” ifadelerine yer verildi.

Kaynak:
YAREN ELMAS GÜZELKAN

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

E-posta adresiniz yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Yorum gönder